Terbiye ve Edep

İnsanoğlu kulluğunu düşünmeli, terbiyeli ve edepli oturmalıdır. Ayık olup Celil olan Tanrının her tarafı kapladığını bilecek ve dikkatli olacaktır.

        İslâmiyet, oturmada terbiye ve edebe çok önem verir. Hele Salik (Tanrı yolcusu), otururken -bilhassa kimse olmadığı zaman- Allah’ın, Resulullah’ın (a.s.v.) ve Şâh-i Velâyet’in (k.v.) huzurunda nasıl terbiyeli oturulacaksa öyle oturmalıdır. Ancak istirahat (dinlenme) için müsaade vardır. Yan tarafına yine terbiyeli yatıp istirahat edilebilir.

        İslâmiyet, ayak ayak üstüne atmayı, yürürken çenesini havaya kaldırmayı, elini arkasına bağlamayı, böbürlenerek yürümeyi, sırt üstü ve sırtı koyun yatmayı şiddetle men etmiştir.

        Toplum içinde, ayak ayak üstüne atıp oturmaktan benlik doğar. Çevresini tanımamak. Onları hiçe saymak sayılır.

        **Benlik Tanrı’ya mahsustur.** Bu durumda olan kişiyi Tanrı sevmediği gibi çevresini tanımadığından içerisinde bulunduğu toplum, o kişiden nefret eder. Çünkü herkesin bir kişiliği vardır. Herkes, Tanrının kuludur.

        **Gururlu ve terbiyesiz oturan kişiden, Tanrı da kulu da nefret eder. Bu nedenle de o kişi sevimsiz olur.**
Paylaş: